FİKRET BİLA
Tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay’ın cezaevinde 1000 günü geride bırakması vesilesiyle, uzun tutukluluk süresi yeniden gündeme geldi. Fakat Meclis’ten hiçbir hareket olmadı.
1000 günü geçenler, cezaevinde yaşamını yitirenler, ailelerinin yaşadığı dramlar anımsatıldı, yine çıt yok.
Milli iradenin üstünlüğünden, seçilmelerin hukukundan, tutuksuz yargılama esasından dem vuruldu, dört partinin bir araya gelmesi akıllardan bile geçmedi.
Konu futbol olunca
Ancak konu futbol, iddia şike olunca akan sular durdu...
Bir araya gelmez sanılan dört parti hızla bir araya geldi ve hızla yasa çıkardı. Şike dahil sporla ilgili suçlarda cezaları indiren bir düzenleme yapıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasayı veto etti, ancak şike yasasında oluşan “milli irade” ödün vermeyeceğini ilan etti. Belki ilk kez iktidar, Cumhurbaşkanı Gül’ü de karşısına alarak, yasayı Meclis’ten aynen geçirme niyetinde olduğunu açıkladı. Muhalefet partileri de aynı yönde açıklamalar yaptılar.
Yeni anayasa için bir araya gelemeyen iktidar ve muhalefet, şike yasasıyla ilgili olarak ikinci kez bir arada olduğunu gösterdi.
Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli bile yasayı aynen Köşk’e gönderme eğiliminde olduklarını açıkladığına göre belki ilk kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, farklı yerlerde duruyorlar.
Suç ve ceza
Suç ve ceza arasında vicdanları rahatsız etmeyecek bir denge olması hukukun gözetmesi gereken bir ilkedir kuşkusuz. Şike cezalarıyla ilgili düzenlemeler konusunda Çankaya ile hükümet ve muhalefet partileri farklı düşünüyorlar.
Ancak yıllar süren tutukluluk hali vicdanları bu kadar rahatsız etmedi. Suç ve ceza arasında denge aranırken henüz mahkeme kararına bağlanmamış suç iddiaları yüzünden yıllarca tutuklu yargılamanın evrensel hukuk kurallarına, AİHM kararlarına aykırılık oluşturması Meclis’teki dört partiyi birlikte harekete geçirmeye yetmedi.
Adil yargılama
Adil yargılama bir insan hakkıdır. Suç iddiası ne olursa olsun yargılamanın adil yapılması asıl kuraldır. Ancak uzun tutukluluk süreleri, bir önlem olan tutukluluğu peşin cezaya çeviriyor.
Sporda gösterilen hassasiyetin, tutuklu milletvekilleri, yıllar süren tutuklu yargılamalar için gösterilmemesi dikkat çekici bir durum.
Şike yasasının dört partiyi bir araya getirmesi, umarım, Türkiye’yi adil yargılama ilkesine aykırılıktan AİHM’de mahkûm eden bu hukuk ayıplarından kurtarmak için bir örnek oluşturur.
bknz: http://siyaset.milliyet.com.tr/darisi-uzun-tutuklulugun-basina/siyaset/siyasetyazardetay/07.12.2011/1471983/default.htm
7 Aralık 2011 Çarşamba
20 Kasım 2011 Pazar
Öneri, Görüşleriniz ve Yorumlarınız İçin...
Değerli Hukukseverler,
Hukukiyorum.blogspot.com'a göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederim.İlginiz,yorumlarınız ve görüşleriniz bizim için çok değerlidir.Yapmış olduğunuz her türlü yorum değerlendirmeye alınmakta ve sizlerden gelen öneriler doğrultusunda işimizi layıkıyla yapmaya çaba göstermekteyiz.Bundan hareketle, sinemsackan@gmail.com adresine yapacağınız ve yapmış olduğunuz her türlü açıklama değerlendirmeye alınmaktadır.Zamanla, yapılan yorumlar sitede yer almaya başlayacaktır.
Göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü tekrar teşekkürlerimi sunar, hukukiyorum.blogspot.com'un beklentilerinizi karşılaması için yorumlarınızı, görüşlerinizi ilgili adrese göndermenizi ümit ederim.Saygı ve Dostlukla;
Sinem Saçkan
Hukukiyorum.blogspot.com'a göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı teşekkür ederim.İlginiz,yorumlarınız ve görüşleriniz bizim için çok değerlidir.Yapmış olduğunuz her türlü yorum değerlendirmeye alınmakta ve sizlerden gelen öneriler doğrultusunda işimizi layıkıyla yapmaya çaba göstermekteyiz.Bundan hareketle, sinemsackan@gmail.com adresine yapacağınız ve yapmış olduğunuz her türlü açıklama değerlendirmeye alınmaktadır.Zamanla, yapılan yorumlar sitede yer almaya başlayacaktır.
Göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü tekrar teşekkürlerimi sunar, hukukiyorum.blogspot.com'un beklentilerinizi karşılaması için yorumlarınızı, görüşlerinizi ilgili adrese göndermenizi ümit ederim.Saygı ve Dostlukla;
Sinem Saçkan
18 Kasım 2011 Cuma
8 Kasım 2011 Salı
SÜREYYA AĞAOĞLU (1903-1989)
Türkiye’nin ilk kadın avukatı
1903’te Azerbaycan’da doğan Süreyya Ağaoğlu, hukuk Profesörü Ahmet Ağaoğlu'nun kızıydı. Lise yıllarında sınıfta cumhuriyet rejiminden söz ettiğinde, arkadaşlarının: gavur olarak çağırdığı Süreyya Ağaoğlu, avukat olmayı kafasına koyar. Hukuk fakültesine kaydını yaptırmak istediğinde ise; engellerle karşılaşır. O yıllarda kız öğrenci olmadığından, üniversitenin rektörü olan Haldun Taner'in babası Selahattin Bey'e başvurur.
Dönemin kadınlarının henüz çarşafla dolaştığı bir zamanda başını bile kapatmadan görüşmeye giden Ağaoğlu, Selahattin Bey'e fakülteye girmek istediğini söylediğinde, odanın içinde kahkahalar yankılanır. Ancak; Süreyya Ağaoğlu, bu direnişin ardından kendisi gibi avukat olmak isteyen 3 arkadaşını daha götürünce, Size hemen fakülteyi açalım cevabını alır. O yıllarda öğleden önce erkeklere, öğleden sonra ise; kadınlar ders izleyebiliyor ve oldukça da yorucu olduğundan, fakültenin çabası yalnızca bir dönem sürmüş. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Süreyya Ağaoğlu, avukatlığının yanısıra sıkı bir kadın hakları savunucusu olur.
1948 yılında Berlin, Milletlerarası Hukukçular Komisyonu Üyesi olan Ağaoğlu, Hür Fikirleri Yayma Derneği, Türk-Amerikan Üniversiteler Derneği ve Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği'nin de kurucusu.
1949 yılında Milletlerarası Barolar Birliği Yönetim Kurulu İdari Heyeti'ne seçilen Ağaoğlu, 1960 ihtilalinin ardından Yassıada Davaları'nda babasının avukatlığını üstlenerek hukuk savaşı verir.
Süreyya Ağaoğlu'nun çocuğu yoktu 1949 yılında Amerika seyahatine gidiyor. Amerika'da sokak çocuklarının özel muhtaçlar yurdunda barındırıldığını görüyor. İstanbul'a geri gelince "Ben de böyle bir barınma yurdu yaptırmalıyım" kararı alıyor. Kendi ifadesiyle "Taksim parkındaki kimsesiz çocuklar" için bu kararı alıyor. Çevresindekilere göre ise kimsesiz çocuklara olan düşkünlüğünün nedeni kendisinin hiç çocuğu olmaması.
Daha sonra halen faaliyetlerine devam eden Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği kuruldu.
Süreyya Ağaoğlu’nun Londra’da Gördüklerim ve Bir Hayat Şöyle geçti adlı kitaplarıyla çeşitli hukuki makaleleri bulunuyor.
29 Aralık 1989'da İstanbul’da öldü. İstanbul’da katıldığı “Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma” konulu panelden ayrılırken düşen Ağaoğlu, beyin kanaması geçirdi ve tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
3 Kasım 2011 Perşembe
OLMAZ OLSUN BÖYLE ADALET...
Haber: Cem TURSUN İSTANBUL - DHA
40 BİN 10 LİRA YATIRILIRSA DAVA ORTADAN KALDIRILACAK
Hakim Hasan Gülver sanıklar hakkında Basın Kanunu’nun 19. maddesinin uygulanması ihtimalini göz önüne alarak, yasada öngörülen para cezasının alt sınırı olan 20 bin lira adli para cezası ve 5 liralık davetiye gideri ile birlikte sanıklar için toplam 40 bin 10 liranın 10 gün içinde yatırılması halinde, kamu davasının ortadan kaldırılacağını belirtti. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nden habere konu olan tanık ifadesinin “gizlilik kararıö verilen evraklardan olup olmadığının sorulmasına hükmeden mahkeme, duruşmayı erteledi.
ŞENER’İN 4.5 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Şener ve Çakalkurt’un TCK’nın “soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçunu düzenleyen 285. maddesi kapsamında 1 yıl 6 aydan 4.5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması isteniyor.
Bknz: http://gundem.milliyet.com.tr/hakimden-sener-e-20-bin-lira-onerisi/gundem/gundemdetay/03.11.2011/1458937/default.htm
ANAYASAYI BOŞVERİN TERÖR YASASINA BAKIN...
Mehmet TEZKAN(03.11.2011)
Son KCK operasyonuna dikkatinizi çekerim..
Muhafazakâr yazarlar, liberal yazarlar, solcu yazarlar..
Hiç kimse, Prof. Büşra Ersanlı ile Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmasını, hapse atılmasını içine sindiremedi..
Bu işte bi terslik var dediler..
Terörle Mücadele Yasası öyle bi yasa ki, herkes yaşamının bir anında terör örgütü üyesi olabilir..
Durduk yerde..
Savcının, hâkimin insafına kalmış..
Yorumuna diyelim..
Bu iddiayla suçlanan yüzlerce kişiyi geçtim.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Azız Yıldırım bile terör örgütü üyesi olma iddiasıyla hapiste..
Tamam, şikeye karışmış.. Şike yapmış olabilir..
İyi de bunun silahlı suç örgütü kurmakla, yönetmekle ne ilgisi var?
*
Terör örgütü uzantısı dediler mi küt hapse!
Pankart açan çocukları düşünün..
17 ay pankart açmaktan değil, terör örgütü üyesi olmaktan yattılar.. Örgüt nerede derseniz, bilen yok!
Memlekete bakarsanız her yer terör örgütü!.. Herkes terörist..
Hopa’daki tutuklamaları Ankara’da protesto edenlere bile terörist denildi..
*
Bu durumdan..
Cumhurbaşkanı şikâyetçi..
Meclis Başkanı şikâyetçi..
Başbakan şikâyetçi..
Muhalefet liderleri şikâyetçi..
O zaman anayasadan önce bu işi çözün..
Değiştirecekleri iki madde, iki günde, bilemedin bir haftada bitirilir..
O zaman, Balyozcular, Poyrazcılar, Ergenekoncular, KCK’cılar, Oda TV’ciler, Devrimci Karargâhçılar, adı aklıma gelmeyen örgüt üyeleri de serbest kalır denilecektir..
Kalsınlar..
Yasa anti demokratikse.. Bu insanlar, demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan yasa nedeniyle tutukluysa..
Bunun neresi ileri demokrasi!..
Tecavüze prim
Yargıtay’ın kararı hiç hoş olmadı..
Kendini savunmak için yaptığı açıklama da..
Neymiş! Yargı süreci devam ediyormuş..
13 yaşındaki kıza 32 kişi tecavüz etmiş.. Yargıtay ‘kendi rızasıyla’ oldu gerekçesiyle suçun hafifletilmesine onay vermiş..
Bununla da kalmamış.. Zaman aşımı falan demiş.. Yani sen sağ ben selamet..
Dosya kapandı..
*
Ayıp oldu demeyeceğim, Yargıtay’ın bu kararı hepimize ağır hakaret oldu..
Tecavüze prim oldu..
***
Doğru söze ne hacet, üstad gündemi çok güzel yorumlamış...Bir gün adaletin sağlanacağı inancıyla...
Bknz: http://gundem.milliyet.com.tr/anayasayi-bos-verin-teror-yasasina-bakin/gundem/gundemyazardetay/03.11.2011/1458569/default.htm
Son KCK operasyonuna dikkatinizi çekerim..
Muhafazakâr yazarlar, liberal yazarlar, solcu yazarlar..
Hiç kimse, Prof. Büşra Ersanlı ile Ragıp Zarakolu’nun tutuklanmasını, hapse atılmasını içine sindiremedi..
Bu işte bi terslik var dediler..
Terörle Mücadele Yasası öyle bi yasa ki, herkes yaşamının bir anında terör örgütü üyesi olabilir..
Durduk yerde..
Savcının, hâkimin insafına kalmış..
Yorumuna diyelim..
Bu iddiayla suçlanan yüzlerce kişiyi geçtim.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Azız Yıldırım bile terör örgütü üyesi olma iddiasıyla hapiste..
Tamam, şikeye karışmış.. Şike yapmış olabilir..
İyi de bunun silahlı suç örgütü kurmakla, yönetmekle ne ilgisi var?
*
Terör örgütü uzantısı dediler mi küt hapse!
Pankart açan çocukları düşünün..
17 ay pankart açmaktan değil, terör örgütü üyesi olmaktan yattılar.. Örgüt nerede derseniz, bilen yok!
Memlekete bakarsanız her yer terör örgütü!.. Herkes terörist..
Hopa’daki tutuklamaları Ankara’da protesto edenlere bile terörist denildi..
*
Bu durumdan..
Cumhurbaşkanı şikâyetçi..
Meclis Başkanı şikâyetçi..
Başbakan şikâyetçi..
Muhalefet liderleri şikâyetçi..
O zaman anayasadan önce bu işi çözün..
Değiştirecekleri iki madde, iki günde, bilemedin bir haftada bitirilir..
O zaman, Balyozcular, Poyrazcılar, Ergenekoncular, KCK’cılar, Oda TV’ciler, Devrimci Karargâhçılar, adı aklıma gelmeyen örgüt üyeleri de serbest kalır denilecektir..
Kalsınlar..
Yasa anti demokratikse.. Bu insanlar, demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan yasa nedeniyle tutukluysa..
Bunun neresi ileri demokrasi!..
Tecavüze prim
Yargıtay’ın kararı hiç hoş olmadı..
Kendini savunmak için yaptığı açıklama da..
Neymiş! Yargı süreci devam ediyormuş..
13 yaşındaki kıza 32 kişi tecavüz etmiş.. Yargıtay ‘kendi rızasıyla’ oldu gerekçesiyle suçun hafifletilmesine onay vermiş..
Bununla da kalmamış.. Zaman aşımı falan demiş.. Yani sen sağ ben selamet..
Dosya kapandı..
*
Ayıp oldu demeyeceğim, Yargıtay’ın bu kararı hepimize ağır hakaret oldu..
Tecavüze prim oldu..
***
Doğru söze ne hacet, üstad gündemi çok güzel yorumlamış...Bir gün adaletin sağlanacağı inancıyla...
Bknz: http://gundem.milliyet.com.tr/anayasayi-bos-verin-teror-yasasina-bakin/gundem/gundemyazardetay/03.11.2011/1458569/default.htm
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




