AİHM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AİHM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2013 Çarşamba

CEZAEVLERİNDEKİ TUTUKLU SAYISI AÇIKLANDI

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Ekim ayı itibariyle ceza infaz kurumlarının mevcudunun 140 bin 520, toplam ka­pasitesinin ise 151 bin 444 olduğunu belirterek, yapılan çalışmalarla 2012 yılında 14 bin 122, 2013 yılında 5 bin 925 kişilik kapasite artışı sağlandığını bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yüksek Seçim Kurulu'nun ve Adalet Akademi'sinin 2013 yılı bütçeleri ele alınıyor.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, usul hakkında söz alarak, "Tüm hapishanelerde hasta olan hükümlü ve tutuklulara acil şifalar diliyoruz. Hastane raporu olmasına rağmen, mahkemeler adli tıpa 9 ay önce yazı yazmasına rağmen adli tıp tarafından çağrılmayan, ölüme terk edilen insanlar adına utanıyorum. Bu insanlar ölüme mi terk ediliyor, hapisleler böyle mi boşaltılacak? İnsan yaşamına saygı göstermeyen adli tıp kurumunu göreve davet ediyor ve kınıyorum" dedi.
Ergin, bütçe üzerindeki sunumunda, hukuki güven duygusunun toplumun tüm kesimlerinde yerleşmesi, adil yargılanma hakkının eksiksiz biçimde gerçekleşmesi ve özgürlükle­ri genişletici bir yaklaşımın benimsenmesinin en önemli amaçları olduğunu söyledi.
İnsan haklarına saygıyı esas alan adalet sistemine doğru hızla yol alındığını vurgulayan Ergin, yargı organlarına geçmişle kıyaslanamayacak derecede, demokra­si ve insan hakları hassasiyetinin hakim olduğunu belirtti.
Tüm yargı teşkilatında davaların daha hızlı sonuçlandığı konusunda önemli verilere ulaşıldığını ifade eden Ergin, özellikle Yargıtay ve Danıştay'da biriken dosyaların eritilmesinde önemli sonuçlar alındığını kaydetti.
Bakan Ergin, tüm mevzuatta insan hakları ihlallerinin önlenmesi için önemli değişiklikler yapıldığını, çıkarılan yargı paketleriyle devrim niteliğinde adımlar atıldığını anlattı.
"AİHM'DE 4. SIRAYA GERİLEDİK"







Ergin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önün­de karar verilmeyi bekleyen toplam başvuru sayısının 2011 yılının so­nunda 154 bine yaklaştığını, bu başvuruların 16 bin 800'ünü Türkiye'den giden başvuruların oluşturduğunu söyledi.
İnsan hakları alanında atılan kararlı eğitimler sayesinde her geçen gün daha iyiye gidildiğini vurgulayan Ergin, "Yargısal gelişmeler yanında tüm devlet ku­rumlarında insan haklan ihlallerine sıfır tolerans anlayışının yerleşmesi bugünkü olumlu atmosferi oluşturmuştur. AİHM tarafından yayınlanan istatistiklere göre uzun süredir bulundu­ğumuz 2. sıradan 4. sıraya gerilemiş bulunuyoruz" diye konuştu.
Ergin, buna göre AİHM'de Kasım ayının başı itibariyle Rusya'nın 18 bin 850 dosya ile birinci, İtalya'nın 14 bin 600 dosya ile ikinci, Ukrayna'nın 13 bin 400 dosya ile üçüncü, Türkiye'nin ise 12 bin 450 dosya ile dördüncü sırada yer aldığını bildirdi.
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE AB
Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde yürütülen çalışmalara da değinen Ergin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ülkemiz uyum sürecinde adalet alanında üzerine düşenleri son on yılda fazlasıyla yerine getirmiştir. Bu sürecin reform çalışmalarımı­za olumlu katkısı inkar edilemez. Fakat gerek adalet gerekse diğer alan­larda başarı ile yürütülen sürecin Avrupa Birliği tarafından tam olarak karşılandığının söylenmesi mümkün değildir. Birliğin ülkemizin üyeli­ği konusunda güçlü bir irade ortaya koyamamasının, yürüttüğümüz ça­lışmaların yetersizliğinden kaynaklanmadığı bugün için herkesin ma­lumudur. Sebep daha çok siyasidir ve ülkelerin iç politikalarından kaynaklanmaktadır. Fakat sürecin sonuna kadar kararlılıkla çalışmaya de­vam edeceğimizi bilmenizi isterim. Zira bu çalışmalar, ülkemizin zaten kendi insanı için yapması gereken çalışmalardır."
İlerleme Raporlarının, üyelik müzakerelerinin yürütülmesinde önemli bir enstrüman olduğuna işaret eden Ergin, "Ortaya konulan değerlendirmelerin tümünün doğru ya da yanlış olduğunun söylenmesi işin tabiatı itibariyle mümkün değildir. 2013 yılı İlerleme Raporu da bu minvalde ele alınmalıdır" dedi.
Ergin, söz konusu raporda bazı eleştiriler yöneltilmekle birlikte yargı ala­nındaki olumlu gelişmelere geniş biçimde değinildiğini kaydetti.
CEZA İNFAZ SİSTEMİ
Bakan Ergin, geçen yıl bütçede yaptığı konuşmada ceza infaz kurumla­rımızın başlıca sorununun kapasite sorunu olduğunu belirttiğini hatırlatarak, alınan önlemlerle bu sorunun büyük oranda ortadan kaldırıldığını bildirdi.
Ergin, şöyle devam etti:
"Ekim ayı itibariyle ceza infaz kurumlarımızın mevcudu 140 bin 520, toplam ka­pasitesi ise 151 bin 444'tür. Yapılan çalışmalarla 2012 yılında 14 bin 122, 2013 yılında 5 bin 925 kişilik kapasite artışı sağlanmıştır. Öte yandan bu yıl sonuna kadar 5 bin 980 kişilik daha kapasite artışı sağlanacaktır. Halen devam eden inşaatlarımız ve planladıklarımız sadece kapasite sorununun aşılması için değildir. Aynı zamanda kurumların moderni­zasyonunun tamamlanması içindir. Zira 2002 yılından itibaren yeni in­faz anlayışımıza uymayan 234 kurumu kapatmış bulunmaktayız. 2017 yılına kadar ise 164 cezaevini daha kapatmayı planlıyoruz."
İNSAN KAYNAKLARI
Adalet Bakanı Ergin, Türkiye'deki hakim ve savcı sayısının Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde olduğunu vurguladı. Ergin, bu konuda önemli adımlar atıldığını, gelecek yıllarda yetersizliğin tamamen aşılacağını ifade etti.
Ergin, merkezi yönetim bütçesinin imkanları dahilinde gerçekle­şen bütçe büyümesi ile ihtiyaçların bütününün karşılandığının ifade edilemeyeceğini belirterek, ancak gerçekleşen miktarlara bakıldığında geçmişe oranla daha iyi bir noktada olunduğunu kaydetti.

17 Eylül 2012 Pazartesi

N.Ç HUKUK FAKÜLTESİNİ KAZANDI!

Mardin'de 13 yaşındayken 28 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç hayalini gerçekleştirdi ve İstanbul'da bir üniversitenin hukuk fakültesini kazandı. N.Ç mezun olduktan sonra kendisi gibi mağdurların savunucusu bir avukat olacak.



2002 yılında Mardin’de henüz 13 yaşındayken aralarında kaymakamlık yazı işleri müdürü, bir yüzbaşı, muhtar ve korucuların da bulunduğu 28 kişinin cinsel istismar ve tecavüzüne maruz kalan N.Ç İstanbul’da bir üniversitede hukuk okuyacak.

N.Ç’nin davası görülürken Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin, yerel mahkemenin "N.Ç'nin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu" yönündeki kararını onaması kamuoyunda büyük tartışmalara neden olmuştu.

Dosya AİHM'e taşınmıştı. N.Ç. ise yeni bir kimlikle, yeni bir hayata başladı. Çevresindeki çok kısıtlı sayıda insan onun gerçekte kim olduğu biliyordu.

Bu kişilerden biri Avukat Eren Keskin, diğeri ise Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Komisyonu'nda çalışan Leman Yurtsever'di.

Sabah gazetesinin haberine göre şimdi 21 yaşında olan N.Ç. 2003'te yerleştirildiği Adana Kız Yetiştirme Yurdu'ndan kaçarak Eren Keskin ve Leman Yurtsever'in yanına gelmişti.

Keskin ve Yurtsever N.Ç.'nin bakımı ve davasını üstlenmişti. İstanbul'da, Keskin ve Yurtsever'in yanında yaşamını yeniden inşa eden genç kız, 9 yıl önce yaşadıklarıyla anılmak istemiyordu. Avukat Eren Keskin'i de örnek alarak, hukukçu olmayı hedefliyordu. N.Ç.'nin bu hayali gerçek oldu.

KADIN SAVUNUCUSU OLACAK
Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Kahraman Eroğlu, N.Ç.'nin bu yıl girdiği üniversite sınavında hukuk fakültesini kazandığını söyledi.

Eroğlu şunları söyledi: "N.Ç ile İstanbul İl Sosyal Hizmetler Müdürü olarak görev yaptığım yıllarda tanıştım. Olay sonrası onu koruma altına almıştık.

Şimdi isteyince bana ulaşıyor. Geçen gün bir arkadaşıyla konuştum. Arkadaşı bana N.Ç.'nin İstanbul'da bir devlet üniversitesinin hukuk fakültesini kazandığını söyledi. Üniversitenin adını söyleyemem.

Zaten istediği de hep bir hukukçu olmaktı. Belki de kendisi gibi mağdur insanların savunucusu olmak istiyordu. N.Ç. başarılı bir avukat olarak karşımıza çıkacak. Belki kimse onun N.Ç. olduğunu bilmeyecek ama o kadınların savunucusu olacak."

N.Ç.'NİN DAVASI ŞİMDİ AİHM'DE
Olayın ardından görülen davada Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi faillere alt sınırdan ceza uygulamış, bu kararını "N.Ç.'nin tecavüzlere karşı koymadığı için rızası olduğu ve her şeyin farkında olduğu" savıyla açıklamıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise yerel mahkemenin kararının onanması yönünde mütalaa sunmuştu.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin kararı onamasıyla dava kapanmış oldu ve kanunen en az 5 sene ceza alması gereken 28 fail, 1 yıl 8 ay ile 5 yıl arasında ceza aldı. Davayla ilgili dosya şu anda AİHM'de inceleniyor.