30 Kasım 2013 Cumartesi

Bizim Büyük Çaresizliğimiz


"Bu ülkede canlı cansız her şey satılık Nevzat Bey. Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Doktorları, hakimleri, savcıları, polisleri, yanlış anlamayın herkesi. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kaybı..." Beyoğlu'nun En Güzel Abisinden...( Ahmet Ümit )

29 Kasım 2013 Cuma

İstanbul Anadolu Adliyesi Dergisi



İstanbul Anadolu Adliyesi Dergisi yayın hayatına başladı. İçerik bakımından oldukça doyurucu olan bu dergi de sadece makaleler bulunmayıp şiirler, hikayeler, mizah, bulmaca, tarih, yaşam, kültür-sanat ile ilgili bölümleri derginin ilk sayısında bulmak mümkün. Derginin tüm yargı çalışanlarına faydalı olacağından ise şüphe yok.

DERGİ KÜNYESİ

Genel Yayın Yönetmeni
Salih YILDIRIM- C.Başsavcı Vekili

Editörler
Sıddık ILGAR- C.Savcısı
Ömer SOLMAZ- C.Savcısı

Yayın Kurulu
Ali Sadık TAŞTEPE- Hakim
Dr. Barış DUMAN- C.Savcısı
Durmuş Ali GENÇ- Hakim
Levent KANDEMİR- C.Savcısı
Müberra TÜLÜ- Hakim
Ömer SOLMAZ- C.Savcısı
Sıddık ILGAR- C.Savcısı
Vahdettin TOKLUCU- Hakim

20 Kasım 2013 Çarşamba

CEZAEVLERİNDEKİ TUTUKLU SAYISI AÇIKLANDI

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Ekim ayı itibariyle ceza infaz kurumlarının mevcudunun 140 bin 520, toplam ka­pasitesinin ise 151 bin 444 olduğunu belirterek, yapılan çalışmalarla 2012 yılında 14 bin 122, 2013 yılında 5 bin 925 kişilik kapasite artışı sağlandığını bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yüksek Seçim Kurulu'nun ve Adalet Akademi'sinin 2013 yılı bütçeleri ele alınıyor.
CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, usul hakkında söz alarak, "Tüm hapishanelerde hasta olan hükümlü ve tutuklulara acil şifalar diliyoruz. Hastane raporu olmasına rağmen, mahkemeler adli tıpa 9 ay önce yazı yazmasına rağmen adli tıp tarafından çağrılmayan, ölüme terk edilen insanlar adına utanıyorum. Bu insanlar ölüme mi terk ediliyor, hapisleler böyle mi boşaltılacak? İnsan yaşamına saygı göstermeyen adli tıp kurumunu göreve davet ediyor ve kınıyorum" dedi.
Ergin, bütçe üzerindeki sunumunda, hukuki güven duygusunun toplumun tüm kesimlerinde yerleşmesi, adil yargılanma hakkının eksiksiz biçimde gerçekleşmesi ve özgürlükle­ri genişletici bir yaklaşımın benimsenmesinin en önemli amaçları olduğunu söyledi.
İnsan haklarına saygıyı esas alan adalet sistemine doğru hızla yol alındığını vurgulayan Ergin, yargı organlarına geçmişle kıyaslanamayacak derecede, demokra­si ve insan hakları hassasiyetinin hakim olduğunu belirtti.
Tüm yargı teşkilatında davaların daha hızlı sonuçlandığı konusunda önemli verilere ulaşıldığını ifade eden Ergin, özellikle Yargıtay ve Danıştay'da biriken dosyaların eritilmesinde önemli sonuçlar alındığını kaydetti.
Bakan Ergin, tüm mevzuatta insan hakları ihlallerinin önlenmesi için önemli değişiklikler yapıldığını, çıkarılan yargı paketleriyle devrim niteliğinde adımlar atıldığını anlattı.
"AİHM'DE 4. SIRAYA GERİLEDİK"







Ergin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önün­de karar verilmeyi bekleyen toplam başvuru sayısının 2011 yılının so­nunda 154 bine yaklaştığını, bu başvuruların 16 bin 800'ünü Türkiye'den giden başvuruların oluşturduğunu söyledi.
İnsan hakları alanında atılan kararlı eğitimler sayesinde her geçen gün daha iyiye gidildiğini vurgulayan Ergin, "Yargısal gelişmeler yanında tüm devlet ku­rumlarında insan haklan ihlallerine sıfır tolerans anlayışının yerleşmesi bugünkü olumlu atmosferi oluşturmuştur. AİHM tarafından yayınlanan istatistiklere göre uzun süredir bulundu­ğumuz 2. sıradan 4. sıraya gerilemiş bulunuyoruz" diye konuştu.
Ergin, buna göre AİHM'de Kasım ayının başı itibariyle Rusya'nın 18 bin 850 dosya ile birinci, İtalya'nın 14 bin 600 dosya ile ikinci, Ukrayna'nın 13 bin 400 dosya ile üçüncü, Türkiye'nin ise 12 bin 450 dosya ile dördüncü sırada yer aldığını bildirdi.
ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE AB
Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde yürütülen çalışmalara da değinen Ergin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ülkemiz uyum sürecinde adalet alanında üzerine düşenleri son on yılda fazlasıyla yerine getirmiştir. Bu sürecin reform çalışmalarımı­za olumlu katkısı inkar edilemez. Fakat gerek adalet gerekse diğer alan­larda başarı ile yürütülen sürecin Avrupa Birliği tarafından tam olarak karşılandığının söylenmesi mümkün değildir. Birliğin ülkemizin üyeli­ği konusunda güçlü bir irade ortaya koyamamasının, yürüttüğümüz ça­lışmaların yetersizliğinden kaynaklanmadığı bugün için herkesin ma­lumudur. Sebep daha çok siyasidir ve ülkelerin iç politikalarından kaynaklanmaktadır. Fakat sürecin sonuna kadar kararlılıkla çalışmaya de­vam edeceğimizi bilmenizi isterim. Zira bu çalışmalar, ülkemizin zaten kendi insanı için yapması gereken çalışmalardır."
İlerleme Raporlarının, üyelik müzakerelerinin yürütülmesinde önemli bir enstrüman olduğuna işaret eden Ergin, "Ortaya konulan değerlendirmelerin tümünün doğru ya da yanlış olduğunun söylenmesi işin tabiatı itibariyle mümkün değildir. 2013 yılı İlerleme Raporu da bu minvalde ele alınmalıdır" dedi.
Ergin, söz konusu raporda bazı eleştiriler yöneltilmekle birlikte yargı ala­nındaki olumlu gelişmelere geniş biçimde değinildiğini kaydetti.
CEZA İNFAZ SİSTEMİ
Bakan Ergin, geçen yıl bütçede yaptığı konuşmada ceza infaz kurumla­rımızın başlıca sorununun kapasite sorunu olduğunu belirttiğini hatırlatarak, alınan önlemlerle bu sorunun büyük oranda ortadan kaldırıldığını bildirdi.
Ergin, şöyle devam etti:
"Ekim ayı itibariyle ceza infaz kurumlarımızın mevcudu 140 bin 520, toplam ka­pasitesi ise 151 bin 444'tür. Yapılan çalışmalarla 2012 yılında 14 bin 122, 2013 yılında 5 bin 925 kişilik kapasite artışı sağlanmıştır. Öte yandan bu yıl sonuna kadar 5 bin 980 kişilik daha kapasite artışı sağlanacaktır. Halen devam eden inşaatlarımız ve planladıklarımız sadece kapasite sorununun aşılması için değildir. Aynı zamanda kurumların moderni­zasyonunun tamamlanması içindir. Zira 2002 yılından itibaren yeni in­faz anlayışımıza uymayan 234 kurumu kapatmış bulunmaktayız. 2017 yılına kadar ise 164 cezaevini daha kapatmayı planlıyoruz."
İNSAN KAYNAKLARI
Adalet Bakanı Ergin, Türkiye'deki hakim ve savcı sayısının Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde olduğunu vurguladı. Ergin, bu konuda önemli adımlar atıldığını, gelecek yıllarda yetersizliğin tamamen aşılacağını ifade etti.
Ergin, merkezi yönetim bütçesinin imkanları dahilinde gerçekle­şen bütçe büyümesi ile ihtiyaçların bütününün karşılandığının ifade edilemeyeceğini belirterek, ancak gerçekleşen miktarlara bakıldığında geçmişe oranla daha iyi bir noktada olunduğunu kaydetti.

19 Kasım 2013 Salı

BEYOĞLU'NUN EN GÜZEL ABİSİ

beyoglunun-en-guzel-abisi-ahmet-umit

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi. 

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke... 


Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden)

6 Kasım 2013 Çarşamba

İDEAL STAJ EĞİTİMİ NASIL OLMALI?

6. Stajyer Avukatlar Kurultayı’nda kabul edilen Sonuç Bildirgesi şöyle:
Staj Eğitimi ve Staj Sonrası İlk Yıllar:
1-Hukuk Fakültesi sayısının ve kontenjanlarının hukukçu ihtiyacının üzerinde artmış olması nedeniyle; sayının ihtiyacı karşılar bir seviyeye çekilmesi konusunda girişimlerin yapılması önemlidir.
2-İlk 6 ayki adliye stajının daha etkin ve öğretici olabilmesi için TBB tarafından Adalet Bakanlığı ve Adli Yargı Komisyonu (hâkimler/savcılar) nezdinde gerekli girişimler yapılmalıdır. Bu süreçte mahkeme kalemlerinde stajyer avukatlara staj eğitimi ile bağdaşmayan işlemler yaptırılmaması adına gerekli yönde düzenlemeler getirilmelidir. Stajyer avukatlar için adliyede kendilerine özgü bir cübbe belirlenmelidir.
3-Baroların ikinci 6 aydaki avukat yanı stajının yapılacağı avukatların belirlenmesinde 5 yıllık kıdem şartı ile yetinilmeyip, stajyer yetiştirmeye uygun ortamın olup olmadığı ayrıca araştırılmalı ve staj süresince denetlenmelidir. Stajyer kabul edecek avukatların, stajyerin yetiştirilmesi konusunda eğitim almaları düşünülmelidir.
4-Staj bitiminde alınan ruhsat ücreti asgari düzeye çekilmeli veya kaldırılmalı ve staj bitiminden itibaren en geç 15 gün içerisinde ruhsatlar avukatlara teslim edilmeli ve ruhsat bekleme süresi içerisinde stajyer avukatların yapabilecekleri işleri yapmaya devam etmesini sağlayacak girişimlerde bulunulmalıdır.
5-Staj dönemi boyunca stajyer avukata verilecek ücretleri TBB karşılamalı ve bu ücret en az asgari ücret düzeyinde olmalıdır. TBB tarafından verilen staj kredileri, kredi geri ödemesinin süresinin sonunda (bugün için 2 yıl) avukatlık mesleğine devam etmesi koşulu ile karşılıksız hale getirilmelidir.
6-Stajın avukat yanında yapılacak olan kısmında stajyer avukatların yaptığı işler barolar tarafından denetlenmelidir. Staj süresince düzenli periyotlarla stajyer avukat tarafından ihtiyari görüş niteliği taşıyan stajı hakkında rapor sunabilme imkânı tanınmalıdır.
7-Baroların tercihen kendi staj eğitimi merkezi olmalı ve eğitim içeriği teori değil pratiğe dayanmalıdır.. Bazı özellikli konuların (drama, yöneticilik, diksiyon, iletişim, mesleki yabancı dil, temel muhasebe ve kurgusal duruşmalar) her bir coğrafi bölgede oluşturulacak bölgesel staj eğitim birimlerinde ele alınması düşünülmelidir. Staj eğitim merkezi bulunmayan barolara, bölgesel staj eğitim birimlerinin diğer konularda da destek vermesi sağlanmalıdır.
8-Mesleğin ilk yıllarında ekonomik sorunlar yaşanacağı açık olmakla; ilk defa bürolarını açacak olan avukatlara kredi desteği TBB tarafından sağlanmalıdır.
9-1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince staj süresinin uzatılmasına yönelik yönetim kurulu kararlarının kesin olduğu yönündeki ifadenin idarenin her türlü işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesine aykırı olup kaldırılması gerekmektedir.
10-Mesleğe yeni başlayan avukatlara belli süreyle baro aidatı muafiyeti sağlanmalı ve barolara giriş ödeneği kaldırılmalıdır.
11-CMK ve Adli yardım yönetmeliği gereğince avukat görevlendirilen işlerde, mesleğe yeni başlayan avukatlara öncelik tanınmalıdır.
12-Staj dönemi boyunca sadece genel sağlık sigortası değil uzun vadeli sigorta kolları primleri de ödenmelidir.
13-TBB bünyesinde Stajyer avukatların temsiline yönelik bir organ oluşturulmalıdır.
Avukatlık Sınavı ve Yönetmelik Değişikliği ile Önerilen Staj Kabul Değerlendirilmesi ile Staj Yeterlilik Değerlendirmesinin İçeriği:
1-TBB tarafından hazırlanan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na eklenmesi düşünülen avukatlık sınavı önerisinin savunma mesleğinin gelişimine katkı  sağlayacağı düşünülmektedir.
2- Avukatlık Staj Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına dair yönetmelikteki “Staja Kabul” ve “Staj Yeterlilik” değerlendirmelerinin, başka kuruluşlar tarafından değil TBB bünyesinde oluşturulacak bir değerlendirme birimi tarafından yapılmalıdır.
3-Staja kabul esnasında, puanın yanı sıra kontenjan sınırlaması da yapılmalıdır.
 Kaynak: İstanbul Barosu

4 Kasım 2013 Pazartesi

İSTANBUL BAROSU ‘ANDIMIZ’I KALDIRAN YÖNETMELİK MADDESİNİN İPTALİ İÇİN DANIŞTAYA DAVA AÇTI


İstanbul Barosu Başkanlığı, 08.10.2013 gün ve 28789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 27.08.2003 gün ve 25212 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 12. maddesinin iptali ile yürütmesinin durdurulması istemi ile Danıştay’a dava açtı.

Daha önce Danıştay 8. Dairesince ‘Andımız’ın kaldırılmasına ilişkin Yönetmeliğin aynı maddesinin iptalinin reddedildiğine ilişkin gelişmelerin anlatıldığı, istemin hukuki sebep ve delillerinin sıralandığı dava dilekçesinde “Açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle;08.10.2013 gün ve 28789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 27.08.2003 gün ve 25212 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 12. maddesinin iptali ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz” denildi.

BU KİTABA KİTAPLIĞINIZDA YER AÇIN

Şu sıralar “hangi kitabı alıp okusam acaba?” diyorsanız ve şuanda bu yazıyı okuyorsanız doğru yerdesiniz. Birazdan bahsedeceğimiz bu kitap, konumları farklı olsa da birbirinden habersiz aynı yükü sırtlayan insanların hikâyelerini bir çırpıda okunacak denli yalın ve belleklerde uzun süre yer edecek kadar derin bir anlatımla okura sunuyor.


Okurken bir yandan tebessüm edebileceğiniz bir yandan kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir yandan da hüzünlenebileceğiniz bir öykü kitabı…

Her bir başlığın dikkat çekici olduğu bu kitapta hukuk mesleğinin zorlularını ve özellikle stajyer avukatların yaşadıkları sorunları okuyacaksınız. Bu eserin sadece hukukçular tarafından değil herkes tarafından okunması, özellikle avukat-müvekkil ilişkisi çerçevesinde tarafların birbirlerine karşı hoşgörülü olmasını sağlayacaktır.

Bu niteliği sayesinde kitap herkese hitap edebilecek türden...

Kitapta aynı zamanda denemelerde yer alıyor.


Kitabın adı: “Öyküleşen Hukuk”, yazarı: “Coşkun Ongun”.


Tam 155 sayfa olan bu eserden öğreneceğimiz çok şey var…