istanbul üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2012 Cumartesi

2.ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ AÇILDI...


Başakşehir Belediyesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliği ile gerçekleştirilen 2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin açılış töreni 28 Eylül Cuma günü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in katılımıyla açıldı.
Açılış töreninde Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray, ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz ve seçkin kitlesiyle yazar Selim İleri'nin yanı sıra filmleri ile festivale katılan dünyaca ünlü yönetmenler ve oyuncular da yer aldı.
2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali açıldı.
"Farklı Fikirlere saygılı davranmalıyız"
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin açılış konuşmasında "Beyaz Perde toplumun doğru yönlendirilmesinde çok etkili bir araç. Sinemadaki tek bir kare yüzlerce yazıdan daha etkili. Sevgi emektir, emek verilen ise kıymetlidir. Kadınların yaşam kalitesini yükseltmek, yalnızca kadınların değil, hepimizin meselesidir. Toplumun ilerlemesi ancak kadın hareketi ile olabilir. Farklı fikirlere saygılı olarak festival gibi tartışma platformları oluşturmalıyız" dedi.
Festival nihai çözümler için platform oluşturacak
26 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali"Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık" teması ile bu sene ikinci defa sinemaseverlerin karşısına çıkan Festivalin açılış töreninde görüşlerini bildiren Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal "İstanbul'un kültür sanat ve akademik yaşamına yeni bir soluk katacak olan bu önemli festivalde, genç sinemacılarımızın "Kadın ve Adalet" kavramına bakış açılarını da bir anlamda gördük. Festivalin oluşturacağı tartışma zeminiyle birlikte, çözüm dinamiklerine sanatın duyarlılığıyla farklı açılardan ışık tutarak hepimizi derinden sarsan bu hadiseleri ortadan kaldıracak nihai ve kesin çözüme bir katkıda bulunabilmeyi amaçladık. Kadınlarımızın haklarını koruyabilmek, destekleyebilmek için Hukuk ve adalet anlamında Türkiye'de çok şeyler yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ama hala eksiklerimiz var. Reformları devam ettirmek içinde tüm topluma görevler düşüyor. Toplum-bireyler-medya olarak, suç-ceza ve adaleti konuşuyoruz. Bu kadar çok konuşulan bir konuyu da bir festival aracılığı ile tüm topluma yayarak etkili bir tartışma ortamı oluşturmak istedik" dedi.
Türkan Şoray, Festival Sinema Onur Ödülünü Yeni Yitirdiğimiz Lütfi Ömer Akad Anısına Torunu Eda Akad'a Takdim Etti.
İkinci Uluslararası Suç Ve Ceza Film Festivali Başladı

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi gerçekleşen olan Festivalin açılışı için düzenlenen Panele oyuncu Türkan Şoray, ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz ve yazar Selim İleri katıldı. Prof. Dr. Bengi Semercinin başkanlığında gerçekleşen Panele Akademisyenler, yurt içi ve yurt dışından Sinemacılar, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Panel'de ayrıca Avukat ve STK temsilcisi Hülya Gülbahar ödül aldı.
Katılımcıların soruları ile renklenen panelin ardından Dal Gibi / Twiggy (EMMANUELLE MILLET - Fransa) isimli filmin gösterimi gerçekleştirildi.
"Kadın Sorunlarını yazarlarımız çekingen davrandı"
Panele katılan yazar Selim İleri Edebiyat tarihinde kadının gelişimi anlattı "İlk dönemlerde ki yazarlarımız toplumda ki muhafazakarlıktan etkilenerek eserlerinde kadın temasını işlemediler. Sanat topluma duyarlı olmalı. Kadına şiddet konusunda ikitarafı da görmeliyiz" dedi.
"Filmlerim de oynadığım her kadın ben oluyorum"
Oynadığımher kadın rolünde kadının toplumdaki yerini gözlemledim diyen Oyuncu Türkan Şoray ise yaptığı konuşmada "Küçükyaşlarda başladığım mesleğimle benim de kişiliğimgelişti. Sinema toplumun aynasıdır. İlk dönem Türk sinemasında erkeğe bağımlı edilgen kadınlar varken, 80'lerden sonar sinema da kadın roller de değişti. Oynadığım her kadın ben oldum. Karakterlerimiçalışırken aynı zamanda toplumda kikadının rolünü sorgulamaya başladım. Günümüz de kadınların maruz kaldığı şiddet ancak eğitimle, kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmalarıyla ve de zihniyetlerin değişmesiyle sağlanabilir"dedi.
"Kadın meselesi karşıt görüşleri tartışarak, onları anlayarak çözülebilir"
Ödüllü yönetmen Zeki Demirkubuz ise "Yönetmenlerimiz kadın konusunda özel bir duyarlılık göstermiyorlar. Ben insanların yaşadıklarına ayna tutuyorum. Son yıllqarda kikadın tartışmalarını çok gerçekçi bulmuyorum. Toplumumuzda kadın konusu yakıcı yanıyla değil, modernize ederek tartışıyoruz. Karşıt görüşleri de anlamaya çalışmalı, kadını döven, bıçaklayan tarafıda katmalıyız. Bu toplumun binlerce yıllık sorunudur, ülkenin sosyolojisiyle alakalıdır" dedi.
Oscarlı Yönetmenler, Benzersiz Filmler
Hukuk ve Sinemanın yan yana geldiği dünyadaki tek festival olma özelliğini taşıyan Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali aynı zamanda, bünyesinde bir de altın terazi film yarışmasını barındırıyor. Hukuk ve sinemayı bir araya getiren festivalde film gösterimlerinin yanı sıra akademik programlarla da "Kadına Şiddet ve Ayrımcılık" konusunda çözümler aranıyor.
"Kadına Şiddet ve Ayrımcılık" Üzerine Akademik Bilgi Havuzu oluşuyor
Adalet-toplum ve adalet-birey ilişkisine dair sosyal ve sanatsal bir farkındalık yaratması amaçlanan festival, akademik programı ile de ülkemizin kanayan yaralarından biri olan "KADINA ŞİDDET"konusunu akademisyenler ile masaya yatırıyor. 50 farklı ülkeden gelen akademik katılımcı, kendi ülkelerinde konuya yaklaşımlarını, yapılan hukuksal düzenlemeleri ve bu çalışmanın toplumsal yansımalarını akademik programlar ile paylaşıyor.
3. 0000 sayfalık tebliğ hazırlandı
Festivalin en dikkat çekici özelliği bu yıl 50 ülkeden (5 kıtadan) kadına karşı şiddetle ilgili bildiriler okunuyor. Sonraki yıllar da da devam ettirilecek olan havuzTürkiye'de dünyadaki kadına yönelik gelişmelerle ilgili ciddi bir data kazandırmış oluyor. Ayrıca bu yıl yeni gelişmelerden, USCFF kapsamında okunan tebliğler kitap haline getirildi. Özeti 1000 sayfa olan kitabın tamamı 3000 sayfadan oluşuyor. Tebliğler kendi dillerinde ve Türkçe çeviri olarak yayınlanacak.
Kaynak: Haber7

21 Haziran 2012 Perşembe

Bütünleme Sınavı

 ANKARA - Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, sınavlarla ilgili alınan bir kararı açıkladı.  
Prof. Dr. Çetinsaya, tüm üniversitelerde bundan böyle bütünleme sınavı yapılacağını söyledi. 

Gökhan Çetinsaya, “Öğrencilere yaz okullarına mecbur olmadan bir şans tanınacak” dedi. 

5 Şubat 2012 Pazar

İstanbul Üniversitesi Yeni Anayasa Çalıştayı


Daha önce iki darbe anayasanın hazırlandığı yer olarak hafızalara kazınan İstanbul Üniversitesi, 30 yıl sonra çok farklı bir platforma ev sahipliği yaptı. Dün üniversitenin ana kampüsünde düzenlenen çalıştaya 80'i aşkın akademisyen katıldı. Yeni anayasayla ilgili taleplerin masaya yatırıldığı çalıştayda, özgürlük ve gerçek demokrasi vurgusu ön plana çıktı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, vatandaşlara, "Bugüne kadar hep anayasalar hazırlanıp önümüze konuldu. Ama şu an kendi anayasamızı yapma imkanına sahibiz. Bu fırsatı kaçırmayalım." çağrısında bulundu. Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu da vatandaşların sürece katkısının önemine değindi ve Türkiye'nin entelektüel seviyesinin yeni anayasa için yeterli olduğunu söyledi.
Türkiye darbe ürünü olan anayasalardan kurtularak sivil bir anayasa metni ortaya koymaya çalışırken, İstanbul Üniversitesi büyük bir çalıştayla sürece katkı sundu. Sivil toplum temsilcileri ile yerli ve yabancı akademisyenlerden oluşan 80'i aşkın konuşmacı, 1961 ve 1982 anayasalarının da yapıldığı Beyazıt Kampüsü'nde bu kez darbecilerin isteğiyle değil, halkın talebiyle gündeme gelen demokratik anayasa yapımı için bir araya geldi. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, "Bugüne kadar hep anayasalar hazırlanıp önümüze konuldu. Ama şu an kendi anayasamızı yapmak gibi bir imkâna sahibiz. Hodri meydan diyoruz." ifadeleriyle çalıştayı açtı. Ardından söz alan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu da halkı yeni anayasaya sahip çıkmaya çağırdı. 5 farklı salonda 20 oturumla gerçekleştirilen çalıştayda sivil toplum kuruluşları kendi uzmanlık alanları çerçevesinde yeni anayasadan beklentilerini ortaya koyarken, akademisyenler ise tartışmalı konularda kendi görüş ve çözümlerini anlattı. Görüşler şöyle: 

Prof. Dr. Adem Sözüer (İÜ Hukuk Fakültesi Dekanı): Şu veya bu sebeple süreç yavaşlatılmamalı. Halkın büyük beklentisi var. Kimsenin zoru ve baskısı olmadan yapılan yeni bir anayasa istiyoruz. 

Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez (Anayasa Hukukçuları Derneği Başkanı): İÜ'nün akademisyenleri, darbe anayasalarının yapımında yer aldı. Bu, akademisyenlerin de kendi geçmişiyle yüzleşmesi anlamına geliyor. 

Prof. Dr. Serap Yazıcı (Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi): Halkın iradesi değiştirilemez maddelerle kısıtlanmamalı. Değiştirilemez madde kavramının ortadan kalkmasından endişelenen insanlar var. Bu endişe giderilmeli. 

Doç. Dr. Faruk Bilir (Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi): Anayasada temel felsefe, çalışmaları halkta başlatıp halkta sonlandırmaktır. Sürecin kapalı kapılar ardında yürümemesi açısından bu çalıştaylar çok kıymetli. 

Prof. Dr. Dominique Rousseau (Fransız akademisyen): Basın, üniversiteler ve yargı bağımsızlığı anayasal güvenceye kavuşturulmalı. Yargı bağımsızlığı ise ancak hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesiyle sağlanır. 

TUSKON: 82 Anayasası toplum vicdanında kabul görmemiştir, geleceği yoktur. Vatandaşlık tanımı genişletilmeli ve "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı" terimiyle devlet toplumu daha fazla kapsamalı. 

TÜSİAD: İnsan hakları odaklı bir anayasa hazırlanmalı ve resmî dil Türkçe olmakla birlikte anadil öğrenimi güvence altına alınmalıdır. 

Memur-Sen: Darbeler hep çalışanın ekmeğini elinden aldı. Anayasa ekmeğimizi güvence altına almalı. 

Gökkuşağı Kadın Platformu: Hiçbir vatandaşını çerçevesi dışında bırakmayan anayasa yapılmalı. Askeri yargı ortadan kalkmalı. Din ve vicdan özgürlüğü geliştirilerek, dinin öğrenilmesi bireylere bırakılmalı.