istanbul barosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul barosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2022 Cuma

AVUKAT BEYZA BİLGİN İLE AVUKATLIK MESLEĞİ ÜZERİNE RÖPORTAJ


                                             

KENDİNİZDEN KISACA BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2013 senesinde mezun oldum. Halihazırda Marmara Üniversitesi’nde Mali Hukuk alanında master yapıyorum. İstanbul Bostancı ‘da serbest avukat olarak faaliyet gösteriyorum.

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Lise zamanlarında karar verdim. İnsanların haklarını bilmesi çok güzel bir şeyken başka insanların haklarını savunabilmek daha da güzel bir şey. Bu sebeple bu bölümü tercih ettim.

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYENİZ NELERDİR?

Hukuk gerçekten güzel ve zor bir bölüm. Bu sebeple kişi gerçekten hukuk fakültesini tercih etmeyi arzularsa başarılı olabilir. Çünkü hukuk fakültesinde dersleri geçmek için gösterdiğiniz çabayı mezun olduktan sonra iş hayatında daha da fazla bir şekilde göstermeniz gerekiyor. 

TÜRKİYE’DE AVUKAT OLMANIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI SİZCE NELERDİR?

Hukuk fakültesinden mezun olunca iş bulma zorluğu var evet bu bir dezavantaj ancak bu bölümden mezun olup başarılı olursan çok iyi bir mevkiye gelme imkanına sahip olabiliyorsun.

İDEAL MÜVEKKİL-AVUKAT İLİŞKİSİ SİZCE NASIL OLMALIDIR?

Güven ilişkisine dayanmalı.

AVUKATLIK MESLEĞİ İLE İLGİLİ EN TEMEL SORUN SİZCE NEDİR? BU SORUNUN GİDERİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Çok fazla hukuk mezununun olması. Bunun için daha fazla Hukuk Fakültesi açılmaması gerektiğini düşünüyorum.

ARABULUCULUK SİSTEMİ HAKKINDAKİ OLUMLU/OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZ NELERDİR? MEVCUT SİSTEMİ DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?

Arabuluculuk sisteminin eleştirilecek ve takdir edilecek yanları var. Öncelikle mevzuat anlamında bu alanda bir açıklık söz konusu. Mevcut sistemi yeterli bulmuyorum.


AVUKAT OLARAK KENDİNİZE ÖRNEK ALDIĞINIZ BİRİLERİ VAR MI?

Tek bir kişiyi değil bir çok meslektaşımı gözlemliyorum. Takdir ettiğim noktaları mutlaka oluyor.


Katılımınız ve katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.

 

20 Ocak 2022 Perşembe

AVUKAT BURAK ÇELİKKOL İLE RÖPORTAJ

 

 

KENDİNİZDEN KISACA BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Elbette, benim adım Burak ÇELİKKOL ve 26 yaşındayım. Lise eğitimimi İstanbul’un Avcılar ilçesinde bulunan Süleyman Nazif Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Sonrasında dönemin Ösym sınavı olan YGS-LYS sınavlarında elde ettiğim sıralama ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım ve lisans eğitimimi orada tamamladım.Avukatlık ruhsatımı 2021 yılının Kasım ayında aldım. Ancak eğitim hayatım boyunca hukukla ve avukatlıkla sürekli iç içe oldum.Aslen Sivas’lı olmakla birlikte doğduğum günden beri İstanbul’da yaşıyorum. Genç bir avukat olarak bağlı çalışmak yerine zoru seçerek kendi ofisimi açtım ve ruhsatı aldığım günden beri çalışmalarımı kendi ofisimde gerçekleştiriyorum.

 

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Ülkemizin her alanın, toplumun derinliklerine kadar her yerde uzun yıllardır adaletsizlik kol gezmektedir. Çocukken yalnızca sokaklarda gördüğümüz adaletsizliği, büyüdükçe her yerde görmeye başladım. Bu durum istemsiz olarak bende bu alana karşı bir arzu uyandırdı. Bu nedenle her zaman hukuk okumak istedim ve bu uğurda çalışıp hukuk fakültesini kazandım.

 

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYENİZ NELERDİR?

İnsanların hukuk bölümüyle alakalı en büyük yanılgılarından birisi “o kalın kalın kitapları ezberlemek zorundasın.” algısıdır. Bir hukukçu hiçbir şeyi ezberlemek zorunda olmamakla birlikte hukukla alakalı her şeyi bir insanın bilmesi mümkün değildir. Hukukçu iyi ezber yapan değil, aradığı bilgiyi nerde bulacağını bilen kişidir. Bunlarla birlikte hukuk fakültesi okumak sabır ve çalışkanlık gerektirir. Okurken azimli olmalılar ve araştırmaya her zaman açık olmalılar.

 

TÜRKİYE’DE AVUKAT OLMANIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI SİZCE NELERDİR?

Avukat olmanın en büyük avantajı haklarını biliyor olmak. Bununla beraber toplum nezdinde eski saygınlığı kalmasa da hala saygın bir meslek olarak görülüyor olmasıdır. Avukatlığın en büyük dezavantajlığı ise toplumda avukatların taraf olarak görülmesidir. Avukatlar taraf değil yalnızca vekildir. Boşanma davasında eşin avukatı onları boşamaz, kendi müvekkilinin hakları ve istekleri doğrultusunda hareket eder. Veya borçluya hacze giden avukat alacaklı değildir, alacaklının vekilidir. Birçok zaman taraf olarak görülen avukatlar hak hukuk bilmez kişiler tarafından şiddet görmektedir. Yeri geldiğinde siyaset adamları bile avukatları toplum önünde hedef göstermektedir.

 

İDEAL MÜVEKKİL-AVUKAT İLİŞKİSİ SİZCE NASIL OLMALIDIR?

Avukat ve müvekkil arasında sağlıklı bir iletişim ortamı kurulması gerekir. Bu ortam ne çok laubali bir ortam olmalı ne de çok resmi bir ortam. Lüzumu olmadığı süreci müvekkille her konuda diyaloğa girmemek gerektiği kanaatindeyim. Önemli bir konu olmadığı sürece mesai saatleri dışında aranmaması gerektiğinin söylenmesi veya bunun hissettirilmesi gerekir. Bunun sebebi olur olmaz hukuk dışı konularda bile çok uygunsuz saatlerde avukatların aranabileceği düşüncesinin oluşturulmaması gerektiğini düşündüğümdendir. Çünkü günümüzde avukatlar bir robot gibi görülmekte ve sanki müvekkil-avukat değil de patron-işçi ilişkisi varmış gibi kullanılmaya çalışılmaktadır. Bunun önüne geçilmesi gerek.

 

AVUKATLIK MESLEĞİ İLE İLGİLİ EN TEMEL SORUN SİZCE NEDİR? BU SORUNUN GİDERİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

Avukatlık mesleğinin en temel sorunu hukuku bilmeyen avukatları bünyesinde barındırmasıdır. Bunun temelinde de yetersiz hukuk fakülteleri yatıyor. Günümüzde artık hemen hemen her üniversitede Hukuk Fakültesi bulunuyor ancak akademik kadrolarına baktığımızda ya birkaç profesör ya da sözleşmelerle şişirilmiş ancak aslında derslere bile katılmayan akademisyenler görmekteyiz. Bu durumun zararlarını günümüzde yeterince görmekle birlikte bu durum gelecekte oluşacak büyük bir felaketin habercisidir. Bu sorunun giderilebilmesi için üniversitelerde yer alan Hukuk Fakültelerine akademisyen kotası getirilmesi gerekmektedir. Her ders grubundan en az bir profesörün kendi branşında eğitim vermesinin sağlanması gerekmektedir. Aksi takdirde koşulların sağlanmaması durumunda Hukuk Fakültesi açmaya yeterli olmadığında üniversiteye bu fakülte için izin verilmemesi gerekir.

 

ARABULUCULUK SİSTEMİ HAKKINDAKİ OLUMLU/OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZ NELERDİR? MEVCUT SİSTEMİ DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?

Arabuluculuk sistemi kişilerin, özgür iradeleriyle seçtikleri tarafsız ve uzman bir üçüncü kişinin hakemliğinde, uyuşmazlığın mahkeme dışı, hızlı ve kesin bir şekilde çözülmesini amaçlayan bir usul hukuku kurumu olması hasebiyle kişilerin erken haklarının erken çözüme kavuşmasını sağlamaktadır. Olumsuz yönleri ise “Zorunlu Arabuluculuk Sistemi” açısında kişilerin özgür iradeleri bir kenara bırakılarak bu yola başvurmaları zorunlu kılınmıştır. Bu durum iradi olarak başvurmak istemeyen taraflar açısından hem anayasal hakkın ihlali olarak hem de sürecin gereksiz uzaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak genel itibariyle baktığımızda arabuluculuk sistemi içerisinde çözüme kavuşan dosya oranı her yıl ortalama olarak %30 un üzerinde tespit edildiğinden kaynaklı mahkemelerdeki dava yükünü hafifletmekte olup görülmekte olan davaların da erken sonuca kavuşmasını sağlamaktadır.

 

AVUKAT OLARAK KENDİNİZE ÖRNEK ALDIĞINIZ BİRİLERİ VAR MI? 

Elbette var. Stajyerini takip elemanı olarak değil de kendi meslektaşı olarak gören her avukat örnek alınması gereken avukattır. Bu düşüncede olmam sebebiyle staj dönemim de bana üstatlık yapan birçok avukat olmuştur. Hepsinin yeri değeri ayrıdır ancak sürekli olarak bana duruşmalara katılma, dosyaları inceleme, müvekkil görüşmelerine katılma fırsatı tanıyan ve stajyerliği, avukatlığı öğretme konusunda her zaman yanımda olan Sayın Av. Özkan Burak ÖZMEN ve Av. Murat Gökhan ORÇUN benim örnek aldığım avukatlar arasında başı çekmektedir.

Bu çalışmaya öncülük eden Sayın meslektaşım Av. Sinem SAÇKAN’a da böyle bir çalışma yapması ve bana da bu çalışmada yer vermesi hasebiyle teşekkür ederim.

Av. Burak ÇELİKKOL

20 Ocak 2014 Pazartesi

TEMSİLİ YARGILAMANIN ARDINDAN


Türkan Saylan Kültür Merkezinde başlayan, bugün itibari ile temsili yargılamanın ardından sona eren staj eğitim merkezine veda ettik. Her stajyer avukatın geçmesi zorunlu bulunan bu süreç bizler için kimi zaman oldukça meziyetli kimi zaman  eğlenceli kimi zaman da bir stres haline dönüşebildi. Bu süreçte Staj Eğitim Merkezinde birbirinden iyi, samimi, güler yüzlü ve güzide kişilerle tanışma fırsatım oldu. Bu köşeden hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Başarılarımızın daim olması ve her zaman adil kalmak dileğiyle,

Sinem Saçkan

12 Temmuz 2013 Cuma

İSTANBUL BAROSU'NA GİDERKEN...

Avukat olabilmek için atılması gereken ilk adım İstanbul Barosu’ndan geçer. İstanbul Barosu’na giderken eli boş gitmek olmaz; staj için gerekli olan evraklarında hazır ve nazır olması gereklidir.(-ki ilgili evraklar sitemizde gösterilmiştir.)

Bendeniz, elimde evraklar Beyoğlu yollarına düştüm… Baro, giriş kısmında asılı duran bayraklarıyla adeta beni karşılıyor gibiydi.














Kapısından içeri girildiğinde masanın üzerinde duran baro dergilerine gözüm ilişti. Epeyce kalın ve hatta kitap şeklinde olan bu dergiye de yazı göndermek bundan sonra ki hedeflerim arasında yer alacaktı belki de...

Evrakların ilgilisine teslimini ve muhasebe işini de hallettikten sonra gönül rahatlığı içerisinde- bundan sonra da uğrak yerim olacak olan- barodan çıktım. 

Buralara kadar gelmişken Taksim Gezi Parkı’nı ziyaret etmeden gitmek olmazdı… Son zamanlarda nelere şahit olmamıştı ki Taksim?


















Taksim, gerçekten gezi parkı ile ayrı bir güzellikte idi.
Atatürk anıtı ile bankları ile uçuşan güvercinleri ve oyun oynayan afacanları ile apayrı bir güzellikteydi Taksim…

Meydandan geçerken merdivenlerin eşiğinde oturan yetişkin bir kadın dikkatimi çekmişti. 


Bir kanalın kameramanı, sessizce oturan sırtında uzunca bir yazı olan kadının yüzünü çekiyor sonrasında yazıyı hedef alıyordu kamerasına… Saatlerce orada oturarak, konuşmadan duruyordu kadın....İletmek istediği mesaj belliydi ve mesajı ile  sessizce direniyordu...















Taksim’e veda etmenin vakti gelmişti. Birkaç kare daha çekim yaptıktan sonra Kabataş’tan Kadıköy’e geçiş yaptım. Deniz dalgalıydı. Salına salına gidiyorduk. Kulaklarımda seferad’ın söylediği bir şarkı; “kız sen İstanbul’un neresindensin?”… Bu şarkı eşliğinde karşıya geçmek ayrı bir güzeldi benim için… Adına sayısız şarkılar yazılıp, çizilen İstanbul, bakalım bizlere daha neler gösterecek?


                                                                                   

4 Nisan 2013 Perşembe

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ



Hukuki Yorum olarak tüm "Avukatların" 5 Nisan Avukatlar gününü kutlar, avukatlar üzerindeki her türlü baskının son bulmasını "ümit" ederiz.

Saygılarımızla...