doğuş üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğuş üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2022 Cumartesi

AVUKAT HATİCE NURDAN SET İLE AVUKATLIK MESLEĞİ ÜZERİNE RÖPORTAJ

 


KENDİNİZDEN KISACA BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Ben, 1993 yılında Kadıköy/ İstanbul’da vergi denetmeni bir anne ve yeni avukat bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldim.  Doğuş Üniv.i 2011’de sayısal puandan giriş yapmış olup 2016da mezun oldum. 2 kardeşim vardır ve ikisi de avukattır. Halihazırda ailemle birlikte yaşamakta olup babam Av. Zakir Set’in kurucusu olduğu büroda 2017 başı stajyerliğim ve 2018 başı avukatlığım olarak 5 yıldır çalışmaya devam etmekteyim.

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ?

Şöyle ki bu soruya cevabım olursa olur olmazsa olmaz olarak hukuk tercihini yaptığım için yani öncelikli fakülte tercihim hukuk olmadığı için karar verdim diyebilir miyim bilmiyorum. Ama üniversite tercihimde tercih listesine yazma sebebim danışman öğretmenimin, babamın ve iki kuzenimin yönlendirmesiyle olmuştur. 

HUKUK FAKÜLTESİNİ OKUMAK İSTEYENLERE TAVSİYENİZ NELERDİR?

Hukuk fakültesini okumak isteyenlere tavsiyem, öncelikle bu bölüme yalnız meslek kazandırma amaçlı bakmamalarıdır. Nitekim öyle olması birçok felsefe, sosyoloji gibi dersleri alırken derinlemesine değil yüzeysel bakmalarına sebep olabilir. Meslek amaçlı bakacaklarsa da ne yazık ki öneremiyorum, nacizane düşüncem… 

TÜRKİYE’DE AVUKAT OLMANIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI SİZCE NELERDİR?

Öncelikle, Türkiye’de avukatlıkta staj süresinin kısa olması bir avantaj olarak görülebilir. Fakat stajyerin sigortalı olmaması büyük bir sorundur. Avukat olmanın avantajı arasında serbest bir meslek olması da sayılabilir. Bununla birlikte vergi açılışı yapmak isteyen bir avukat ne yazık ki uzun süre işsiz kalabilmektedir, yahut vergi kaçırarak iş yapmaktadır. Avantaj olarak, alacağı işi kendi belirleyebilir, dezavantaj fazla önyargılı müvekkillere denk gelinebilir.  

İDEAL MÜVEKKİL-AVUKAT İLİŞKİSİ SİZCE NASIL OLMALIDIR?

İdeal müvekkil avukat ilişkisini tanımlayabilmek için öncelikle bu konuda daha disiplinli ülkelerde nasıl hareket ediliyor buna bakmak lazım bence… Müvekkilin saate aldırış etmeden avukatı aramaması veya mesaj kanallarından rahatsız etmemesi öncelikli olmalıdır. Avukat ise müvekkilinden bilgiyi esirgememeli, iletişim becerilerini geliştirmeye açık olmalıdır. Ayrıca gerçekten durumu kötü olanları istisna tutuyorum, bir avukata asgari ücretin altında iş bakması hatır işi dahi olsa müvekkilce teklif edilmemelidir, avukat da hatır işi dahi olsa -gerçekten durumu kötü olanları istisna- asgari ücretin altında iş almamalıdır. 

AVUKATLIK MESLEĞİ İLE İLGİLİ EN TEMEL SORUN SİZCE NEDİR? BU SORUNUN GİDERİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?

En temel sorun deyince birçok sorundan bahsedebiliriz aslında… Nacizane aklıma gelen avukatların meslek hayatına girince günümüzde bazı konularda robotlaşması(klavye avukatlığına dönme),müvekkillerin ve tarafların ithamına maruz kalması, meslek etiğine uymayan hal ve hareketlere temayüllerin artması gösterilebilir. Stajyer avukatların sorunları daha derindir, öz sorun oradan başlamaktadır. Oradaki güvencesizlik sorunu aşılırsa mesleki hayat da kolaylaşır düşüncesinde olmakla beraber stajyerliğin üniversitede zorunlu tutularak birçok hukuk bürosu ile öğrencilerin öğrenci iken tanışıp çalışmasını destekleyici üniversite öğretim programları olmalıdır(mühendislik fakültelerinde olduğu gibi). Nitekim mesleki hayatta da avukatlara ücretsiz zorunlu yenileme eğitimleri açılabilir. Böylece avukatlar kendilerini geliştirmeye daha yatkın olup daha mutlu mesleklerini icra edebilirler

ARABULUCULUK SİSTEMİ HAKKINDAKİ OLUMLU/OLUMSUZ DÜŞÜNCELERİNİZ NELERDİR? MEVCUT SİSTEMİ DOĞRU BULUYOR MUSUNUZ?

Arabuluculuk bence, esasında güzel bir müessese. Avukatlık mesleğini öldürdüğü düşüncesine karşıyım açıkçası. Böylece yargıdaki iş yükü azalıp adalet daha erken tecelli edebilir. Mevcut sistemin makul olduğunu düşünüyorum.

AVUKAT OLARAK KENDİNİZE ÖRNEK ALDIĞINIZ BİRİLERİ VAR MI?

Kendime örnek aldığım öncelikle babam ve sonra kuzenlerim diyebilirim, tabi iyi yönlerini :) Bununla beraber kıdemce altta olan kardeşlerimin ve başarılı arkadaşlarımın da iyi yönlerini örnek almaya çalışırım, biri de siz olmak üzere Sinem Hanım

 

Bu röportajı benimle yaptığınız için ben de teşekkür ederim, umarım az da olsa aydınlatmışımdır…

 

Katılımınız ve katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz

 

25 Eylül 2012 Salı

Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Duyuru!!!


Tanık Dergisi, ulusal bir öğrenci birliği olan Tanık Hukuk Topluluğu’nun yayın organıdır ve
Tanık Dergisi Ekibi  tarafından hazırlanmaktadır. Muhtelif üniversitelerden hukuk
öğrencilerinin yazınsal manada kendilerini geliştirebilecekleri ve hukuk camiasının bir araya
gelebileceği bir ortam kurmak amacında olan Tanık Dergisi, hukuk-basın ilişkisinde eksik
olan bir alanı doldurmaktadır. Her sayısında akademisyen, avukat veya hukukun farklı
alanlarında çalışan isimlerden belli oranda yazı almakta, kapak konusuyla alakalı olmak üzere
yetkin bir isimle röportaj yapmaktadır. Derginin yekûnunu teşkil eden yazılar ise, lisans
eğitimini sürdürmekte olan öğrencilerden alınmaktadır.
Tanık Dergisi’nin danışma kurulunda aşağıdaki isimler bulunmaktadır:
 Prof. Dr. Mümtaz’er TÜRKÖNE
 Prof. Dr. M.Niyazi ÖKTEM
 Prof.Dr.Eser KARAKAŞ
 Doç.Dr.Bekir Berat Özipek
 Doç. Dr. Hakan ACAR
 Yrd. Doç. Dr. Mustafa YILMAZ
 Bülent KORUCU
 Baran MERMER,
Dergimiz yazılarının tamamına yakını öğrenci yazısı olmakla beraber her sayıda 2-3 tane 
alanımızda önemli isimlerden(avukat, öğretim üyesi) yazı almaktayız. Doç. Dr. Murat
YANIK, Yrd. Doç. Dr. Mustafa YILMAZ, Prof. Dr. Niyazi ÖKTEM, Prof. Mümtaz'er
TÜRKÖNE, Öğr. Görevlisi Osman ÖZATA şu ana kadar yazılarını paylaştığımız isimlerden
bazıları.
Ayrıca her sayımızda kapak konusuna uygun olarak önemli bir isimle röportaj yapmaktayız.
Ermeni cemaatinden Hayko BAĞDAT, Doç. Dr. Osman CAN, Demokrat Parti eski genel başkanı Süleyman SOYLU, Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu ve HAS Parti genel
başkanı Numan Kurtulmuş şu ana kadar röportaj yaptığımız isimler.
En önemli prensiplerinden biri de ulusallaştırma olan Tanık Dergisi, Fatih Üniversitesi’nin
dışında İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi,
Gediz Üniversitesi ve Zirve Üniversitesi ile birlikte  30 tane farklı üniversitede
dağıtılmaktadır. Tanık Dergisi, Nisan-2012 itibariyle ülke genelinde tüm hukuk fakültelerine
ulaşmış olmayı hedeflemektedir.
Dergimiz, hukuk-öğrenci dergileri kapsamında alanında ilk olmakla beraber, Adalet
Bakanlığı’na bağlı Adalet Akademisi ve Milli Kütüphane tarafından da takip edilmektedir.
İncelemeniz için, dergimizin bir örneğini sitemizden bulabilirsiniz:
http://www.tanikhukuk.com
Herhangi bir sponsora veya ticari kaygıya sahip olmayan Tanık Dergisi, öğrencilerin kendi
imkanlarıyla ve çabalarıyla buldukları reklamların desteğiyle hazırlanmakta ve ülke genelinde
ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencileri olarak,
Tanık Hukuk Dergisine yazılarınızı ulaştırmak isterseniz Tanık Hukuk Dergisi Doğuş Üniversitesi Temsilcimiz SİNEM SAÇKAN ile iletişime geçebilirsiniz.
Tanık Hukuk Dergisinin yanı sıra derginin site uzantısı olan www.tanikhukuk.com adresine de yazılarınızı göndermeniz mümkün.
İletişim: Makale gönderimi için yapmanız gereken tek şey ilgili yazınızı “sinemsackan@gmail.com “ adresine göndermenizdir.




Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4.sınıf Öğrencisi Sinem Saçkan






9 Mart 2012 Cuma

Liderlik Konferansında Tutmuş Olduğum Notlar

Öncelikle Doğuş Üniversitesi Uluslararası İlişkler Kulübüne bu etkinlik için teşekkür ederim.Bu vesileyle Değerli Osman Pamukoğlu ile bir araya gelme imkanına sahip olduk.İlk etapta "Liderlik" tanımına değinen Osman Pamukoğlu soru sorulması için bizlere söz hakkı tanıdı.En önde oturmama karşın havada kalan elim bir türlü görülemedi.
Soru soramamanın verdiği üzüntüyle birden Pamukoğlunun peşine düştüm."Angut" isimli kitabı imzalattım.Ve kendisine "size sormam gereken bir soru vardı ancak maalesef sıra bana gelemeyince soramadım" dedim.Onca hengamede beni kırmayıp "sor bakalım" dedi.Bende sordum:
"Eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması hakkında ne düşünüyorsunuz?" dememe kalmadan sorumun muhatabı olmayan bir kişi (bana kalırsa birazda saygısızlık ederek) "karar yüce Türk Mahkemesinin" dedi.Kısa bir sessizlikten sonra Pamukoğlu sorumu yanıtladı.Kendisine nezaketinden ötürü bu köşeden çok teşekkür ediyorum.Biliyorum yanıtı merak ediyorsunuz. Lakin ben sadece konferansta tuttuğum notları yazmakla yetineceğim.İyi okumalar:

"Liderlik konusunda yazılmış kitapların hepsi Amerikan kaynaklıdır.Hiçbiri bir işe yaramaz.Liderlik halk algısıyla ortaya çıkan bir kavramdır.Liderlik kavramı gelişi güzel addolunacak bir kavram değildir.Yarım insanlar Atatürk'ü, Napolyon'u bilemez, akıl erdiremez.Tam insanlar bunu aykırı görürler.Çünkü yarım insanlar çözemezler.


Liderliğin aykırı kitaplara göre 32 özelliği var.Kitabı yazanlar akıl ve mantıkla mı hareket ediyorlar, yoksa bunlara birşey mi öğretiliyor?


Liderliğin bence dört özelliği vardır;


1)Cesaret -anadan doğma olacak-
2)Zeka -herşeyi kavrayacak-
3)Çok güçlü sezgileri olacak -duygularının uçları açık-
4)Kendine sonsuz güven


Cesaret yoksa -Yaşam alanının tüm faaliyetlerinde- hiçbir şey yoktur.Cesaret yazgıdır. Yazgı ele avuca sığmaz.Yazgı cesurları sever.Cesaret, insan yaşamını serüven ve macera haline getirmeyi sever.


İnsanlar 4 mevsimdir;
-çocukluk
-gençlik
-yetişkinlik
-yaşlılık


Biraz da nasihat vererek gençliği boşuna çarçur etmeyin diyor Pamukoğlu...
Zaman denilen şey insanın ömrüdür.İnsan, acı ve zevk güüsünden hareket eder.İnsan için bunlar önemlidir;


-kazanç
-güvenlik
-şan ve şeref
Şan ve  şöhrete en çok halk düşkündür.Akla değil duyguya dayanır.


Liderliği anlayabilmek için, önemli, "gerçek liderlerin" biyografilerini okumak gerek diyor Pamukoğlu."


Pamukoğlu bu konferansta partisinin isminden bahsederken diyor ki :


Partinin adını "Hak ve Eşitlik Partisi" koyduk.Çünkü ülkemizde iki şey yoktu; Hak ve Eşitlik...