Fakülteden beri takip ettiğim "Güncel Hukuk" dergisinde 3. yazım çıktı. Ama bu sefer "Stajyer Avukat" ünvanı ile...İyi okumalar... (Güncel Hukuk Dergisi, Ağustos, 2013)
28 Temmuz 2013 Pazar
SOSYAL MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ
Fakülteden beri takip ettiğim "Güncel Hukuk" dergisinde 3. yazım çıktı. Ama bu sefer "Stajyer Avukat" ünvanı ile...İyi okumalar... (Güncel Hukuk Dergisi, Ağustos, 2013)
26 Temmuz 2013 Cuma
12 Temmuz 2013 Cuma
İSTANBUL BAROSU'NA GİDERKEN...
Avukat olabilmek için
atılması gereken ilk adım İstanbul Barosu’ndan geçer. İstanbul Barosu’na
giderken eli boş gitmek olmaz; staj için gerekli olan evraklarında hazır ve
nazır olması gereklidir.(-ki ilgili evraklar sitemizde gösterilmiştir.)
Bendeniz, elimde evraklar Beyoğlu yollarına düştüm… Baro, giriş kısmında asılı duran bayraklarıyla adeta beni karşılıyor gibiydi.
Bendeniz, elimde evraklar Beyoğlu yollarına düştüm… Baro, giriş kısmında asılı duran bayraklarıyla adeta beni karşılıyor gibiydi.
Kapısından içeri girildiğinde masanın üzerinde duran baro dergilerine gözüm ilişti. Epeyce kalın ve hatta kitap şeklinde olan bu dergiye de yazı göndermek bundan sonra ki hedeflerim arasında yer alacaktı belki de...
Evrakların ilgilisine
teslimini ve muhasebe işini de hallettikten sonra gönül rahatlığı içerisinde- bundan sonra da uğrak yerim olacak olan- barodan çıktım.
Taksim, gerçekten gezi parkı ile ayrı bir güzellikte idi.
Atatürk anıtı ile bankları ile uçuşan güvercinleri ve oyun oynayan afacanları ile apayrı bir güzellikteydi Taksim…
Meydandan geçerken merdivenlerin eşiğinde oturan yetişkin bir kadın dikkatimi çekmişti.
Bir kanalın kameramanı, sessizce oturan sırtında uzunca bir yazı olan kadının yüzünü çekiyor sonrasında yazıyı hedef alıyordu kamerasına… Saatlerce orada oturarak, konuşmadan duruyordu kadın....İletmek istediği mesaj belliydi ve mesajı ile sessizce direniyordu...
Taksim’e veda etmenin vakti gelmişti. Birkaç kare daha çekim yaptıktan sonra Kabataş’tan Kadıköy’e geçiş yaptım. Deniz dalgalıydı. Salına salına gidiyorduk. Kulaklarımda seferad’ın söylediği bir şarkı; “kız sen İstanbul’un neresindensin?”… Bu şarkı eşliğinde karşıya geçmek ayrı bir güzeldi benim için… Adına sayısız şarkılar yazılıp, çizilen İstanbul, bakalım bizlere daha neler gösterecek?
7 Temmuz 2013 Pazar
TAKSİM MEYDANI, DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZ VE GAZETECİLİĞİMİZ
Haziran ayında yaşanan Taksim gezi parkı olayları, taşların artık yerinden kımıldadığını/oynadığını göstermiştir. Vuku bulan gelişmeler basının içler acısı durumunu gözler önüne sermiş o kadar ki, "penguenler" bile artık direnişin simgesi haline gelmiştir. Taksim gezi parkında yaşananları medya canlı olarak göstermek yerine ( haber alma özgürlüğü çerçevesinde olması gereken zaten budur. ) bazı haber kanalları penguen belgeseli, Türk filmleri ve banttan maç gösterimi vermeyi tercih etmişlerdir. Durum böyle olunca halkın gerçekleri öğrenmesinin önü kesilmiştir. Sınırlı sayıda bazı haber kanalları canlı yayın yaparak halkın haber alma özgürlüğünü bir nebze olsun yerine getirmişlerdir.

Güncel hukuk dergisinin Temmuz sayısının 18.sayfasında yer alan okumuş olduğum bir yazı beni çok etkiledi. Dr. Recep Yaşar'ın bu başlık adı altında yazdığı yazının bir kısmını sizlerle paylaşmak isterim:
" Düşünün bir gazeteci soru sorulduğu için kahraman oldu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fas'a giderken düzenlediği basın toplantısında kendisine soru soran İngiliz Haber Ajansı Reuters Muhabiri Birsen Altaylı'ya cevap vermek yerine onunla polemiğe girdi ve 'sen kim oluyorsun da bana böyle soru soruyorsun' dercesine azarlamaya kalktı. Soru sorabilme cesaretini gösteren meslektaşımız kahraman ilan edildi. Twitter'daki izleyicisi daha basın toplantısı bitmeden 100 kat arttı.Haber siteleri "Başbakan'a soru soran gazeteci" diye özel haber yaptılar.Oysa Birsen Altaylı sadece işini yapmıştı. Başbakan'a soru sorma cesareti, bir gazeteciyi kahraman yapıyorsa, bu ülkemizde gazeteciliğin bittiğinin resmidir.Bundan başta gazeteciler olmak üzere, gazetecilik mesleğini yok eden herkes utanç duymalıdır.Bunun en büyük vebali de Türk medyasında soru soracak muhabir bırakmayan, haber merkezlerini yok eden, haberciliği ajanslara bağımlı hale getiren, gazetecileri işten atarak karlılık hesapları yapan medya patronları ile onların temsilcisi gibi davranan genel yayın yönetmenlerindedir..." ( yazının devamını merak edenler dergiyi temin ederek metnin tamamını okuyabilirler.)
Mevcut durum bu kadar güzel özetlenemezdi...


Sinem Saçkan
Güncel hukuk dergisinin Temmuz sayısının 18.sayfasında yer alan okumuş olduğum bir yazı beni çok etkiledi. Dr. Recep Yaşar'ın bu başlık adı altında yazdığı yazının bir kısmını sizlerle paylaşmak isterim:
" Düşünün bir gazeteci soru sorulduğu için kahraman oldu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fas'a giderken düzenlediği basın toplantısında kendisine soru soran İngiliz Haber Ajansı Reuters Muhabiri Birsen Altaylı'ya cevap vermek yerine onunla polemiğe girdi ve 'sen kim oluyorsun da bana böyle soru soruyorsun' dercesine azarlamaya kalktı. Soru sorabilme cesaretini gösteren meslektaşımız kahraman ilan edildi. Twitter'daki izleyicisi daha basın toplantısı bitmeden 100 kat arttı.Haber siteleri "Başbakan'a soru soran gazeteci" diye özel haber yaptılar.Oysa Birsen Altaylı sadece işini yapmıştı. Başbakan'a soru sorma cesareti, bir gazeteciyi kahraman yapıyorsa, bu ülkemizde gazeteciliğin bittiğinin resmidir.Bundan başta gazeteciler olmak üzere, gazetecilik mesleğini yok eden herkes utanç duymalıdır.Bunun en büyük vebali de Türk medyasında soru soracak muhabir bırakmayan, haber merkezlerini yok eden, haberciliği ajanslara bağımlı hale getiren, gazetecileri işten atarak karlılık hesapları yapan medya patronları ile onların temsilcisi gibi davranan genel yayın yönetmenlerindedir..." ( yazının devamını merak edenler dergiyi temin ederek metnin tamamını okuyabilirler.)
Mevcut durum bu kadar güzel özetlenemezdi...
Sinem Saçkan
6 Temmuz 2013 Cumartesi
TUTUKLULUK SÜRELERİNE İLİŞKİN KARARDA HUKUKÇULARIN GÖRÜŞLERİ
Anayasa Mahkemesi'nin 10 yıllık tutukluluk süresinin iptaline ilişkin kararına hukuk çevrelerinden açıklama geldi. Anayasa Mahkemesi tarihi bir karara imza atarak, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki tutukluluk sürelerine ilişkin maddenin "Terörle mücadele yasasındaki suçlarda tutukluluk süreleri 2 katı uygulanır"
hükmünü iptal etti.

Hukukçuların karara tepkileri şu şekilde oldu:
SABİH KANADOĞLU: Tutuklu kalmaları vicdana sığmaz.
ÜMİT KOCASAKAL: Karar derhal uygulanmalı.
METİN FEYZİOĞLU: Hukuk devletinin emredici kuralı.
ZEYNEP KÜÇÜK: Karar ertelenemez nitelikte.
hükmünü iptal etti.
Hukukçuların karara tepkileri şu şekilde oldu:
SABİH KANADOĞLU: Tutuklu kalmaları vicdana sığmaz.
ÜMİT KOCASAKAL: Karar derhal uygulanmalı.
METİN FEYZİOĞLU: Hukuk devletinin emredici kuralı.
ZEYNEP KÜÇÜK: Karar ertelenemez nitelikte.
5 Temmuz 2013 Cuma
AVUKATLIK STAJI İÇİN İSTANBUL BAROSU TARAFINDAN İSTENİLEN BELGELER
1 – Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği.
|
3
Adet. (Nüfus müdürlüğünden alınabilir.)
|
2 – Fakülte
Diploması veya Geçici Mezuniyet Belgesi.
|
3
Adet mezun olunan Fakülteden aslı gibidir onaylı veya noterden onaylı.(Türkiye dışındaki fakülteler için lütfen
sorunuz)
|
3 –
Memuriyet Sicil özeti veya Bonservis.
|
2
Adet. (Mezuniyetten sonra memurluk
yapanlar için.)
|
4 –
Askerlik Terhis Belgesi.
|
1
Adet. (Mezuniyetten sonra Askerlik
görevini yapanlar için.)
|
5 – Takdim
ve Askı Kağıdı.
|
2
Adet. (Ekte verilmiştir)
Ekte verilen belgeye stajyer adayı
kendi fotoğrafını yapıştırıp, kendisinin belirlediği, Baromuza kayıtlı iki Avukat tarafından hem fotoğrafın
üzerine, hem de açığa gelecek şekilde imza atılacaktır. Her iki belgede aynı
şekilde düzenlenecektir.
|
6- İstem Dilekçesi.
|
2
Adet. (Ekte verilmiştir)
|
7 – Beyan
Dilekçesi – 1 – 2(*)
|
2
Adet. (Ekte verilmiştir)
|
8 –
Muvafakatname (**)
|
2
Adet. (ikinci altı aylık dönemde staj
yapılacak Avukattan alınacak.)
|
9 – Sağlık Raporu.
|
2
Adet. Aile Hekimliğinden ya da Kamu
Hastanelerinden alınabilir. Belge “Avukatlık yapmaya engel vücut ve akli
arızası yoktur” kaydı ile alınacaktır.
|
10 – Sabıka
Kaydı.
|
2
Adet (Arşiv kayıtlı alınacak.)
|
11 –
İkametgah Senedi.
|
2
Adet (Sadece İstanbul ikametgâhı kabul
edilir)
|
12 – 4.5x6 cm ebadında vesikalık
fotoğraf.
|
8
Adet renkli, usulüne uygun.
|
13 – 41.00.-TL.
Damga Vergisi.
|
Herhangi
bir Vergi Dairesine “Damga Vergisi”
adı altında yatırılacak.
|
14
– Başvurunuz itibariyle SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Kurumlarından
kaydınızın olmadığına dair belge.
|
Herhangi
bir SGK müdürlüğünden, e-devlet şifresi ile internetten ya da SGK internet
sitesi e-hizmetler bölümünden alınabilir
|
15 -
Taahhütname
|
2
Adet (Ekte verilmiştir)
|
ÖNEMLİ !!!

Staj
süresince ücretli bir işte çalışmamanız SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı
Kurumlarına kayıtlı olmamanız gerekmektedir. Aksi tespit edildiğinde stajınız İPTAL edilecektir.
(*)
KADIKÖY, KARTAL ve ÜSKÜDAR ADLİYESİ sadece ikametgahı kendi bölgesinde olanları
kabul etmektedir.
(**) Adliye Stajı bittikten sonra, Avukat yanı stajına
başlandığı zaman getirilebilir. (Muvafakatname verecek Avukatın meslekte 5
yılını tamamlamış olması gerekir.)
(***)
İstanbul Barosu Yardımlaşma Sandığı’na üye olmak isteyen Stajyer Avukatlar,
staja başlangıç tarihinden itibaren bir ay içinde Muhasebe Servisi’ne 2013 yılı
için 79,86.-TL ödeyerek üye olabilirler.
EKSİK BELGELERLE YAPILAN BAŞVURULAR KABUL EDİLMEMEKTEDİR.
2 Temmuz 2013 Salı
DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İLK MEZUNLARINI VERDİ!
Gurur, heyecan, mutluluk, telaş ve biraz hüzün… Bu duyguların karmasından oluşan bir hissiyat… Tam 4 yılın vermiş olduğu bir alışkanlık, yoğun tempo, deli gibi ders çalışma, sınavlara hazırlanma ardından mezuniyet… Her şey planlı ve programlıyken, onca yoğun çalışmanın sonrasında sınavların ve tabi üniversitenin bitmesi bir boşluk yaratıyor insanda ister istemez.
Geleceğin parlak hukukçuları olarak bizler; hukuk mesleğinin bizlere tanımış olduğu yetkileri kötüye kullanmayacağımıza ve kanunlara, hukuka, anayasaya uygun davranacağımıza dair yemin ettik.
İnanıyorum ki, ben de dahil olmak üzere tüm mezun arkadaşlarım verdikleri yemini eksiksiz olarak yerine getireceklerdir ve her zaman adil olacaklardır. Çünkü, yeryüzünün özgürlük ve adaletinin, barışın ve hukuk devletinin, kişi özgürlükleri ve güvenliğinin sağlanması, insan hakları onurunun korunması artık bizlerin de görevidir.
Hukuk fakültesi, her ne kadar bir ömür törpüsü gibi algılansa da hukuk bilimine ilgi duyan her kişinin “usanıp, bıksa dahi” yine de severek ve merak duyarak okuyacağı bölümlerden biridir. Mezun olunduğunda da birçok mesleki seçenek sunan nadir bölümlerden olduğunu söylemeye gerek olmasa da bu hususu yine de belirtmiş olalım.
İnanıyorum ki, ben de dahil olmak üzere tüm mezun arkadaşlarım verdikleri yemini eksiksiz olarak yerine getireceklerdir ve her zaman adil olacaklardır. Çünkü, yeryüzünün özgürlük ve adaletinin, barışın ve hukuk devletinin, kişi özgürlükleri ve güvenliğinin sağlanması, insan hakları onurunun korunması artık bizlerin de görevidir.
Yeri gelmişken, fakülteyi derece ile bitiren arkadaşlarımı bu köşeden tebrik ve takdir ediyor, başarılarının daim olmasını temenni ediyorum ve tabi diğer mezun arkadaşlarımızda…
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesini tercih edecek olan adayların birazdan bahsedeceğim akademik kadroyu baz alarak şanslı olduklarını söylemek gerekir.
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesinin akademik kadrosundan bahsetmezsem bu yazı eksik kalır. İfade etmeliyim ki, bütün hocalarımın benim için ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bıkmadan, usanmadan her zaman destek sağlayan, dinleyen, eleştiren, yol gösteren/fikir veren değerli,kıymetli hocalarımı her zaman hatırlayacağım.
Bahsetmezsem yine bu yazının eksik kalacağını düşündüğüm araştırma görevliliğini sürdüren hocalarımdan; her konuda büyük desteğini aldığım, özellikle yazınsal çalışmalarımda bana yol gösteren/ teşvik eden, mezuniyetimde dahi teşvik etmeye devam eden, birçok hukukçuya göre örnek bir hukukçuluk sergilediğini ve akademik hayatının parlak olduğu ve olacağını düşündüğüm Arş.Gör.Osman Serkan Gülfidan’a bu köşeden teşekkür ediyorum.
Arş. Gör. Nurhan Hacıibrahimoğlu’na her türlü desteğinden, hoşgörüsünden ve pozitif enerjisinden dolayı sevgi ve saygılarımı bu köşeden iletmiş olayım.
Arş.Gör.Çağatay Çınar’a bıkmadan, usanmadan her türlü sorunumuzla ilgilendiği ve mütevaziliği için bu köşeden saygılarımı ve teşekkürlerimi sunarım.
İsimlerini sayamadığım ve bu nedenle affına sığındığım diğer hocalarıma da sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Son olarak Fakülte Sekreterimiz Sevgili Ülkü Ayaz’a her türlü destek ve yardımı için teşekkür ederek bu faslı tamamlamış olalım.
Bizler, yani çiçeği burnunda hukukçular, Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesinin ilk mezunları olarak yakmış olduğumuz meşaleyi bizden sonraki hukuk öğrencilerine devrederek, sorumluluklarımızın bilinci içersinde yol almaya devam edeceğiz.
Sonsuz Sevgilerimle;
Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Sinem Saçkan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








